Doktor Namık Bey, Eğe’deki tatil kasabalarından birinde, tatilini geçiriyor. Orada bakımlı, güzel bir bahçe ile çevrili, küçük bir evi var. Bir sabah erkenden yürüyüşe gitmek üzere evden çıkıyor. Ne var ki bahçe kapısının önünde, yere boylu boyunca
yatmış, yaralı bir leylekle yüz yüze geliyor. Leyleğin bacağı kırık. Koptu kopacak. Doktor durumu görünce
Yürüyüşten vazgeçiyor. Leyleği eve alıyor. Bacağını sarıyor. Bahçede ona bir yer yapıyor. Sonra leyleği karşısına alıp durumu anlatıyor:
—Bak arkadaş, bacağın kopmak üzereydi. Ekledim, sardım sarmaladım. Şimdi, bir ay kadar onun üstüne basmayacaksın Burada uslu uslu oturacak. Yiyecek aramana gerek yok. Biz seni besleriz. Ayağın iyileşince de gidersin, diyor.
Leylek, sanki doktorun dediklerini anlamış gibi başını sallıyor. Sonra bekleme dönemi başlıyor. Yaralı leylek, çevrede yaşayanların sevgilisi oluyor. Çoluk çocuk, hiç çevresinden ayrılmıyor. Önüne konan yiyeceğin ardı arkası kesilmiyor. Çocuklar, onu memnun etmek için nemli toprakları eşeleyerek solucan bile topluyorlar.
İlk günler, insanlardan çekinen leylek, çok geçmeden onlara alışıyor. Doktor, leyleği gözlüyor. Sargılı ayağını zorlayıp zorlamadığını merak ediyor. Leylek bu sınavdan yüz akıyla çıkıyor. Yaralı bacağını bir ay süreyle öylesine özenle koruyor ki! Bir aylık süre doluyor. Leyleğin sargıları, büyük küçük birçok seyirci önünde, özenle açılıyor. Herkeste bir merak, bir merak!
Neyse ki sonuç herkesin yüzünü güldürüyor. Orada bulunanlar, bağrışarak leyleği yürümeye özendiriyorlar.
—Haydi, hacı baba, yürü! Haydi, yürüüü, yürüüü!
Leylek önce sendeleyerek üç beş adım atıyor. Sonra hızlı hızlı yürümeye başlıyor. Birkaç gün sonra, kırık bacağı, tümüyle açılıp güçleniyor. Leylek de başını alıp gidiyor.
Doktor Namık Bey, leylek gittikten sonra bahçeyi saran sessizliği öyle bir yadırgıyor ki! Sanki biri yakınından ayrılmışçasına, boşluğa düşüyor. Aradan iki yıl geçiyor. Bir yaz günü, doktor yine ailesiyle birlikte yazlık evine göç ediyor. Oraya vardıklarının hemen ertesi günü, doktor, bahçe kapısının önünde iki tane leyleğin dikilmekte olduğunu görüyor. Öyle bir coşkuya kapılıyor ki!
Koşarcasına varıp leyleklere yaklaşıyor. İçlerinden birini hemen tanıyor. İki yaz önce, kırık bacağını iyileştirdiği leyleğin ta kendisi! Ama ötekine bir anlam veremiyor. Doktor şaşkın şaşkın bakınıp dururken, öteki leyleğin ayağına doğru sarkan kırık kanadını görüyor. Şaşkınlığı irkilmeye dönüşüyor. Adeta gözleri doluyor.
Okumaya devam et →